31 Mart 2016 Perşembe

DOĞADAN... ŞİFA, SAĞLIK, SÜSLEME...


Selam Dostlar,
Doğadan gelen bazı mucizeler vardır hani, bana göre bunlardan biri çam ağaçları ve o şirin mi şirin kozalakları...
Çam ağaçlarının sağlığa ne kadar faydalı olduğunu bilmeyen yoktur, oksijeni doyasıya içinize çekebileceğiniz harika ortamlar yaratırlar bizler için, bu canlara rastladığımız anda faydalanmalıyız bence...
Bizim köyümüz ve yaylamızda bol bol vardır. Havası da bu sebeple bambaşkadır, hemen hissettirir içinde insanın o kıpırtıyı:))))
Eeeéee TOROSLAR:)))))

İşte bunlar tatilde topladığımız kozalaklar...
Kapalı olanları, küçük büyük her boyda olanları, açılmış olanları,... her çeşitini ve özelliktekini bulabilirsiniz.

Ben oldum olası bunlara ilgiliyim ve toplamayı severim, eskiden pikniğe çok giderdik ailece ve sabah erkenden benim ilk işim, geceden kalma nemli topraklara basa basa o tertemiz havayı ciğerlerimde depo etmek, yürüyüş ve ağaçların dallarını artık terk etmiş olan kozalakları toplamak olurdu:)))) dalından koparamayacak kadar çok seviyorum onları:) yaa cidden hatırladım şuan ve bilemiyorum:((( sayenizde çok güzel anılarımı da hatırlamış ve duygulanmış oluyorum ben biliyor musunuz:) bunu da araya sıkıştırmadan geçmeyeyim:)

Eveeeeet ne yapabiliriz bakalım bu sevimli şeyleri...
Biz renkli ve simli kalemlerle süsleyip dekor olarak da kullanıyoruz. Görüntüleri çok hoş oluyor.


Salonda yemek masasının üzerini süslemek için de annemin en sevdiği şeylerden biridir bunlar...




Kozalakların bambaşka bir kullanımından da bahsetmek istedim bugün. Geçen yaz Antalya'da evimizin hemen önünde yetişen çam ağacının cinsi gereği minicik kozalakları olmuştu, balkondan sarkarak bir kaç tane topladım ve duymuş olduğum bir tarifi denemek üzere işe koyuldum. Tamamen sağlık için elimi uzattım onlara:( dalından ayrıldığı anda içimden kopanları tanımlayamam size:(

Öksürük, nefes darlığı gibi rahatsızlıklara çok iyi geldiğini duymuştum bunun. Allahın mucizelerinden işte ne kadar hoş, iyi ki varlar...

Hazırlık:
Kozalakları güzel güzel yıkadıktan sonra havanda dövdüm ve hakiki köy balımızdan ekledim. Bunu macun kıvamında bir karışım olana kadar iyice karıştırdım. Cam kavanoza koyarak her sabah 1 çay kaşığı yedim. O sıralar geçmeyen bir öksürük vardı bende. Gerçekten faydasını net bir şekilde gördüm.
Olur ya bu gibi bir durumla karşılaşırsanız aklınızda olsun dedim.

 Doğaya her zaman hayranlığım vardır zaten ama böyle zamanlarda katlanıyor işte:)))))

TEŞEKKÜRLER...

SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM:)



30 Mart 2016 Çarşamba

KURUTULMUŞ SEBZE KAVURMASI


Selamlar,
Haydi bugün bambaşka bir tat deneyelim ve defterlerimize yepyeni bir tarif ekleyelim;
KURUTULMUŞ GIDALARDAN BİR YEMEK yaparak...
"ÇOK ÇEŞİTLİ KURU SEBZE KAVURMASI"


Ayrıca, bu yemeğin ne kadar önemli bir vitamin kaynağı olduğu da açık...Tarifteki tüm gıdalar güneşte kurutulmuş ve D vitaminini bir güzel almışlar. Daha ne olsun:)

Malzemeler:
Kurutulmuş Patlıcan
Kurutulmuş Biber
Kurutulmuş Domates
Kurutulmuş Mantar
Domates ve Domates Sosu
Soğan
Sarımsak
Havuç
Patates
Sıvıyağ ve Tereyağ
Tuz
Baharat
Bulgur

Yapılışı:
Soğan ve sarımsağı yağda kavurun. Domates ve domates sosunu da koyun. Minik doğranmış havuç ve patatesleri de ekleyerek devam edin karıştırmaya.
Sonra kurutulmuş gıdaları ilave edin ve güzelce kavurmaya devam edin.
En son aşamada az miktarda bulgur ekleyin çok yakışıyor, sonra da dilediğiniz gibi baharatlandırın.

Bu aşamada eve yayılan kokuyu anlatabilecek kelime ya da bir söz bulamadım:)))

Bu enfessss lezzeti hepinize öneririm. Şifa kaynağı ve son derece sağlıklı bu yemeği diyet yapanlar ya da yemesine içmesine dikkat edenler diyelim, çekinmeden tüketebilir:))) sizce de öyle durmuyor mu?



AFİYET ŞEKER VE ŞİFA OLSUN...


29 Mart 2016 Salı

BİZİM MUTFAKTA KAYNAYAN EZOGELİN ÇORBASI:)))



SİZ EZOGELİN ÇORBASINI EVİNİZDE NASIL YAPIYORSUNUZ?

Eğer bundan farklı tarzda yapanlar varsa, bence bu şekliyle de deneyin...Bu da Ezogelinin bizim mutfakta kaynayan hali:)

Malzemeler:
Mercimek
Kısırlık Bulgur
Su
Tuz
Tereyağ
Un
Salça
Baharatlar
Soğan
Sarımsak
Havuç
Patates


Yapılışı:
Öncelikle mercimek, patates ve havucu yeteri kadar suda yumuşayana kadar haşlayın.
Ayrı bir tavada çorbanın sosunu hazırlayın, çorbanın terbiyesi de diyebiliriz:) bunun için:
Soğan, salça ve unu yağda kavurun.
Tencerede kaynayan Çorbaya ilave edin. Tuz ve baharatları isteğe göre ekleyip lezzetini ayarlayın. 
En son bulguru ekleyin ve kaynatın. 
En güzeli bunu son aşamada süzgeçten geçirmektir. Ama bunu yapamayanlar blender da kullanabilir. 
Çorbamız hazır. Bol limonla şahane olacaktır...

AFİYET OLSUN...





28 Mart 2016 Pazartesi

FIRINDA PATATESLİ MANTAR DOLDURMA



Merhaba,

Size hazırlanışı basit, hızlı mı hızlı dakikalık bir tarif... Fırında pişirilen bu lezzet, aklınıza geldiği her anda ve her tarzda hemen hazır...

"FIRINDA KAŞARLI PATATESLİ MANTAR DOLDURMA"

Bunu, Sade, Kaşarlı, Patatesli, Patates ve Kaşarlı, hatta Tereyağlı olarak hazırlayabilirsiniz.
Tam püre kıvamında bir dolgusu var ve yumuşacık haliyle yemesi Çok keyifli:)



Malzemeler:
Mantar 
Patates
Kaşar
Tuz
Baharat
Sıvı yağ

Yapılışı:
Mantarları yıkayıp saplarından ayırarak hazır hale getirin.
Haşlanmış Patatesi ezin, kaşar peyniri ilave edin, tuz ve baharat ilavesi yapın ve damak zevkinize göre güzel bir karışım elde edin. Bu karışımı güzelce ezerek püre kıvamına gelene kadar karıştırın. Minik minik mantarların iç kısımlarındaki oyuklarını bu dolgudan koyarak doldurun. Saplarını da atmayın ziyan etmeyin sakın, ben çok severim mesela çok lezzetli oluyorlar:)
Fırında kızarana kadar pişirin. 


İşte nar gibi kızarmış mis kokulu yumoş mantarlar...
Bizim evde bu tarz tarifler fırsat bilinir ve fırında yer varsa mutlaka farklı lezzetler peşine düşülür:))) Burada da en doğal ev halini sizlerle paylaşmak istedim. Mantarların hemen yanına haşlanmış bütün patateslerden atıp pişirdik. Fırında kumpir kıvamına gelen patatesler de çok lezziz olur...
Bayılırım buna şahane oluyor, nasıl isterseniz tüketin... Salata yapın, garnitür hazırlayın ve kumpir yapın, sade olarak ya da zevke göre baharatlı veya tuzlaya tuzlaya tüketin....

AFİYET OLSUN...

27 Mart 2016 Pazar

DÖNÜŞÜM ... SİZE KAR HAVASI GETİRDİM:)))



Merhabalar,

Geçenlerde size bahsettiğim ve bunun üzerine beni güzel güzel dileklerle uğurladığınız iş gezimiz "Bolu Abant Sempozyumu" dönüşümde sizlerleyim:)
Kısaca her şey harikaydı..

Sizlere Bolu' dan soğuk ve karlı ama aynı zamanda içleri de ısıtan görüntülerle geldim...


Kısacık bahsetmek de isterim:)))
Bu arada, derler ya yediğin senin olsun, gezdiğin gördüğün yerleri güzellikleri anlat diye ben bunu seviyorum.
Ne yediğim içtiğim değil de, gördüklerim daha değerli geldi bana bu gezimde inanın:) Tabi ki yemek içmek apayrı bir keyif ve olmazsa olmaz hiç şüphesiz:)))
Size de içinizi açacak, belki biraz hoş hissettirecek şeylerden minicik bahsetmek istiyorum ben sadece...

İlk gün normal yağmurlu bir gün karşıladı bizi Bolu'da...
Fazlaca kalabalık bir grupla katıldık bu geziye, iki otobüs ve küçük araçlar şeklinde... Yolda yaşanan keyifli ve sevimli anlar oluyor tabi tahmin edebileceğiniz gibi. Bir bayan mola yerinde unutulmuş mesela:)))))) Allahtan sıkıntı erkenden çözüldü:)

Neyse yoğun ama keyifli bir günün sonunda gece odama çıktım ve tatlı yorgunluktan sanırım anında mışıl mışıl uykuya dalmışım. Sabah 6 gibi uyandım ama biraz da yatakta oyalanmak istedim, ahhh keşke daha evvel baksaymışım pencereden dışarı:))) perdeyi açtım ve büyük sürprizle karşılaştım, şaka gibi her yer bembeyaz, bunun beni ne hale getirdiğini tahmin edin lütfen.
Odamın penceresinden ilk çektiğim resimler...


Öncelikle şu gerçek ki, ben serin, soğuk hava ve kar seviyorum, "Kış Bebeği" olduğumdan sanırım annem hep, 1987 yılının şubat ayı fena karlıydı der:)))
Tabi bu tabloyu gören ben, içime bir motor yerleştirdim adeta ve hızla dışarı attım kendimi (hazırlanmam dakika sürdü:))))
Sabah erkenden kalkıp kahvaltıdan önce yarım saatlik bir yürüyüş bana ödül gibiydi...
Sabahın o saatinde benim dışımda sadece iki kişi ve bir sürü hayvan dostlar, köpekler vardı:)))



Yürüyüş sonu Abant Gölü'ne indim ve görünebildiği kadar gölü ve manzarayı seyrettim doya doya...









Anı olarak da bir resmim olsun değil mi ama:)))





Dönüşte kızarmış burun ve yanaklara sahip beni:) sıcacık taze demlenmiş çay ve harika bir kahvaltı bekliyordu tabi:) kahvaltıdan sonra da artık olmazsa olmaz İŞİM...
İşte böyle hayat, insanoğlu kuş misali değil mi? Bugün de İstanbul'da evimdeyim:)
Bir sonraki gezi şehrimi merakla bekliyorum:) Belli mi olur belki sizin şehrinize uğrarım günün birinde...

SEVGİLER...



23 Mart 2016 Çarşamba

HAFTANIN BLOĞU'NA "HOŞGELDİNİZ"...



Merhabalar,

HAFTANIN BLOĞU'NA HOŞGELDİNİZ SEFALAR GETİRDİNİZ...



Değerli arkadaşım Cafe Tigris beni layık görüp "Haftanın Bloğu" seçerek beni mutluluktan çılgına çevirdi:)))
Bana da üzerime düşen bu keyifli görevi yerine getirmek ve sizleri hoş bir şekilde ağırlamak kalıyor. Umarım başarılı olur ve sizleri güzelce karşılayabilirim.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, haberi aldığım anda ayaklarım yerden kesildi, belki bana gülenler ya da abarttığımı düşünenler olabilir ama gerçek bu gizleyemem...
Sanırım ben her duyguyu fazla yoğun yaşıyorum, üzülmem de aynen buna benziyor maalesef...
Neyse şimdi bizim konumuz gayet sevimli ve huzurlu:)) üzüntüye, üzülmeye yer yok değil mi ama:)

Tabi bu mutlu haberi anneme de uçurdum hemen, sanki gerçekten kendi evim varmış ve arkadaşlarım ilk kez evime geliyormuş gibi hissettim, bunun tadına varabildim ne kadar hoş...

Şimdi çok uzak yollardan şehir dışından gelenler olacak dedim (sonuçta hepiniz Istanbul'da yaşamıyor) ve çayımızı demledim, çoktan demini aldı bile. Yol yorgunluğunuzu ilk olarak mis kokulu taze bir fincan çay alır diye düşündüm, yanına ikram edebilecek bir çok şey yapmak istedim sizler için ama vakit kaybetmeden, bir an önce sizleri bekletmeden ağırlamak da istedim bir taraftan veeeeeee.......

Sizi eşi benzeri olmayan missss kokularla karşılamak istedim:)
Geçen hafta annem memleketimiz Antalya'ya gitmişti dönüşte bahçemizdeki çiçeklerden toplamış ve yanına almış. Hala canlılıklarını korumaları ve o missss kokularında en ufak bir azalma olmadığına inanabiliyor musunuz...

Doğal olan her şey benim için çok değerlidir gerçekten. Bunları da sizleri karşılamak için kullanmak istedim. Kokuları geliyor değil mi???


Bu arada kozalaklar da kendi çam ağacımızın... bebeklerimiz gibi onlar bizim çünkü minicik fidanlardan ekip bu zamana kadar yetiştirdik onları:)))


Ama tamamen de boş gönderemezdim sizleri:)
Çayımızın yanına atıştırmalık yemişler hazırladım, haydi bakalım doldurabilirim artık boş fincanları, gelsin çaylar...


Bir dahaki sefere ellerimle şu böreği açmak isterim sizlere:)))) hatta varsa isteklerinizi de alabilirim seve seve hazırlarım:)

SİZİ SEVİYORUMMMMMM...

Madem misafir ağırlıyorum, bu güzel günün sonunda misafirlerimi yolcu etmem de gerek, kurallara uyalım... veeeee diyelim ki:

TEKRAR BEKLERİM, ARAYI AÇMAYALIM, KENDİNİZİ ÖZLETMEYİN, GÖRÜŞMEK ÜZERE...

GÜLE GÜLEEEEEEEEE:))))))))



21 Mart 2016 Pazartesi

KISA BİR ARA'DAN SONRA...



Yeniden Hepinize Merhabalar:)

Yeniden diyorum çünkü biraz zaman oldu yazmayalı:(
Bu süreç inanın büyük sıkıntı oldu bana yazamadığımdan ... beni bekleyen şeylerin olması, ihmal ettiğim şeyler olduğu düşüncesi bile, yapım gereği bende büyük stres maalesef...
Tabi işin esprili tarafı bu, her stres bunun gibi olsun değil mi ama:)))

Ama bu dönemde bile sizleri takibe devam etmeye çalıştım... ediyorum da...

İşim gereği sıkı bir dönemden geçtim, daha doğrusu geçtik:) sayıca minicik ama süper bir ekiple çalışıyorum çok şükür, yoğun da olsak eğlenceli zaman geçirebildigim insanlarla yani...

Bir Denetim geçirdik ve bunun çalışmalarını da bu hafta bitirdik. Nefes alıcam insallah derken bu hafta kısa bir iş gezimiz daha olacak. Bu da keyifli seyehatlerimizden biri, Bolu Abant'ta Klinik Biyokimya üzerine bir Sempozyum...
Bunu da güzelce geçirdikten sonra artık tariflerimle de sizlerle olmak istiyorum:))))

Bir çok paylaşım var aslında beni bekleyen, sizlerle buluşturmam gereken:))) Az kaldı:)

GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE ARKADAŞLAR...


15 Mart 2016 Salı

NEDİR BU SİHİRLİ KARIŞIM? - CEVAP:)))




Geçen hafta hatırlarsanız size;

Resimde gördüğünüz gibi büyük bir tencerede hazırlanan ve kaynatılan karışım nedir sizce? 
diye sormuştum...




*Bu nedir? 
*Hangi amaçlarla ve nerelerde kullanabilir? 
*Mutfakta nasıl daha farklı lezzetlere imza atılır?

Sorularına birlikte yanıt bulacağız demiştik...

GELELİM YANITA...

Hani kalabalık bir davetten ve 80 kişilik nohutlu pilav yaptığımızdan bahsetmiştim ya, işte bu nohutlu pilava eşlik eden "TAVUK için HAŞLAMA SUYU" bu. Yine aynı sayıda kişi için tabi bu kadar fazla olmasının sebebi. Tavuklar bu suda haşlandığı zaman tadına nasıl farklı bir tat ve aroma geldiğini tahmin edemezsiniz. 

Sizin ayarlayacağınız ya da ihtiyacınız kadar suya resimde de gördüğünüz üzere;
Soğan, Havuç, Tane Karabiber, Defne Yaprağı ekleyerek kaynatın, bu suda tavuklar haşlansın. 
Sonrasında bu tavuk suyunu pilav yaparken de kullanabilirsiniz, süper bir tat oluyor.
Çorbalarda da bu suyu kullanabilir çeşitli lezzetlerde çorbalar hazırlayabilirsiniz. 
Küçük küçük kaplarda derin dondurucuya koyup hazır çorbalık tabletler yerine bunları kullanabilirsiniz.

KOLAY GELSİN... 




14 Mart 2016 Pazartesi

SUSAMLI PEYNİRLİ RULOLAR




Merhabalar,

Fırından taze çıkmış sıcacık, Çıtır Çıtır Kurabiyelerim vaaarrrr...

Pastanede satılan tuzlu kurabiyeleri sevenler için bunu kesinlikle öneririm, tamamen aynı lezzeti yakalayabilirsiniz emin olun, çok da pratik. Hatta evde yapıldığı için daha hafif olduğunu ve sağlık için daha uygun olduğunu düşünüyorum ben:))) 

Ben, çok çok sevdiğim tuzlu kurabiye hakkımı bu seçenekten yana kullanıyorum mesela...



Malzemeler:
250 gr. margarin/tereyağ (tereyağ ile yaptığımız kurabiyelerin kokusu muhteşem oldu:)))
250 gr. beyaz peynir
1 adet kabartma tozu
Aldığı kadar un
1 adet yumurta (sarısı içine katılır, beyazı dışını bulamakta kullanılır)

Üzerine:
Susam

Yapılışı:
Hamuru yumuşak kıvamlı olarak hazırlayın. Peynir kullandığımız için hamuruna hiç tuz ilave etmiyoruz (Unuttuğumu sanmayın:)
Hamuru toplar halinde kopararak ince ince tabak kadar açın. Yuvarlak ve ince açılan hamuru pizza dilimleri gibi kesin, her bir minik üçgen dilimi geniş kenarından ucuna doğru rulo şeklinde sarın. Yumurtanın akına batırıp, susama bulayın. Tepsinize dizin. Tüm hamura aynı işlemi yapın.  
  



Resimlerin çekimi yakından olduğu için iri görünebilir ama minicik ve tek atımlıktır bunlar, siz de istediğiniz boyutta yapabilirsiniz. Ben sabırla minik minik yapmanızı tavsiye ederim, hem sevimli hem yemesi kolay ve keyifli oluyor... Çekirdek gibi:)))



Susamla birlikte çörekotu ve haşhaş da kullanabilirsiniz. Aslında bu tarif sadece susamla yapılıyordu özünde ama bu defa farklılık olarak bunu denedik biz çok da güzel oldu, sizin de isteğinize bağlı...  




Bu kurabiyeleri, cam bir kavanoza koyarak muhafaza edebilirsiniz ve uzun süre aynı lezzette koruyarak tüketebilirsiniz.
Ağızda tatlı tatlı dağılan tek atımlık bu atıştırmalıklar, minik minik halleriyle aralarda ağız tatlandıran, can sıkıntısı gideren, çay saatlerinde dostlarla yemesi keyif verici, ve çoook da lezzetli... 

 İş yerinde masa başı çalışıyorsanız ben gibi, çayınız ya da kahvenizle birlikte de şahane oluyor yemesi:)))

AFİYET OLSUN...

13 Mart 2016 Pazar

KURUTULMUŞ ÇALI FASULYE YEMEĞİ


Merhabalar,

Size çok iyi bilinen ama yapılışından dolayı çok da değişik bir yemekten bahsedeyim istedim, olmaz mı? 

Kurutulmuş Çalı Fasulyeden Sulu Yemek Tarifi...
Çalı Fasulyesinin kurutulmuş halini duymuş muydunuz, gayet başarılı bir çalışma:)))

Aslında,  Kurutulmuş Çalı Fasulyesi susuz bir şekilde kavrularak pişirilir ve normal sebze/ot kavurmaları gibi yapılır ama bu seferki farklı ve sulu bir yemek tarzında olsun dedim:)

Çalı Fasulyesi alınarak boyundan uzunlamasına ortadan ikiye dilinir ve bu haliyle kurutulur. Bu şekilde hazırlanan kışlıklar ise vakti zamanı gelince çıkarılır ve farklı tatlarla sofraları şenlendirirler.






Malzemeler:
Tereyağ ya da zeytinyağı (zeytinyağlı daha hafif ve lezziz olacaktır bunda)
Kurutulmuş Çalı Fasulye
Kurutulmuş Domates
Kurutulmuş Biber
Havuç
Sarımsak
Soğan
Tuz
Su
Kırmızı Toz Biber
Karabiber

Yapılışı:
Bu yemek yukarıda verdiğim malzemelerle, tıpkı taze fasulye ya da salçalı bir sebze yemeği yapar gibi hazırlanır.
Doğal yollarla kurutulmuş tüm gıdalar gibi bunun da lezzeti kat kat fazla bence:)) yemeği de lokum gibi oldu, lezzetine diyecek bulamıyorum... şifalı, besleyici ve sağlıklı olduğu da açık değil mi:)))


Başta da dediğim gibi aynı tarifi, susuz kavurma yöntemiyle de hazırlayabilirsiniz. Bunun tadı da ayrı bir güzel olur... 
Bu lezzetleri denemenizi ve tabiki bunun için de önce Çalı Fasulye Kurutmayı öneriyorum sizlere:))))

AFİYET OLSUN...


Saçta Üçlü Gözleme Börekler



Güzel bir Hafta Sonundan Selamlar Olsun Herkese:)

Kısa bir süre bloğuma yoğunluğumdan ötürü yazamadım:( ama bana uzun zaman geçmiş gibi geldi...
Aklımda sürekli yazamadığım var ve bir telaş içindeyim sanki:)) blog hastalığı mıdır bu acaba başına gelen var mı???:)))

Neyse şaka bir yana, görüntüsüyle gözleri ve tadıyla damakları neşelendirecek muhteşem bir "GÖZLEME BÖREK" ile bugün size merhaba demek istedim.

Pazar kahvaltıları geç yapılır, eksiksiz olsun istenir, fazladan çeşitler çıkarılır, farklı ve özlenen tatlar hazırlanır... Öyle değil midir ama:)))

Bu yüzden ben de bugün mis kokulu, saçta pişirilen, gözleme çeşitleriyle sizlerleyim..
Hem de hazır yufkadan yapabileceğiniz çok da pratik bir tarif bu, zarf şeklinde katlanarak hazırlanan kat kat pamuk gibi gözlemeler...

Hatta tüm damaklara hitap edebilecek çeşitleriyle...
*Peynirli 
*Patatesli
*Tahinli ve Şekerli 

Yumuşacık pamuk gibi "Üçü bir arada Gözleme Börekler"...



Görüşmek üzere:)))

KOLAY GELSİN, AFİYET OLSUN:))

10 Mart 2016 Perşembe

KÖY KABAĞINDAN KABAK TATLISI




Merhabalar,

Daha evvel normal pazardan alınan tatlı kabağından "KABAK TATLISI" paylaşımım olmuştu. Şimdi de bir köy pazarından aldığımız ve köyden taze gelmiş farklı bir bal kabağından yapılmışını göstermek istedim. 

Farklı diyorum çünkü, şekli o kadar hoş ve sevimli ki hem normal kabaklara göre minicik hem de tam yusyuvarlak şekilli:))) size bunu göstermek isterdim ama çekmeyi unuttum ne yazık ki:(  
Bir daha ki sefere inşallah... 



Zaten görüntüsünden de tazelik ve doğallık akıyor öyle değil mi:) Pasparlak bir rengi oldu ve ışıltısından gözlerimi alamadım ben resmen:)))


Yapılışı aynı bildiğimiz yöntem, fakat lezzeti ve görüntüsü için aynı şeyi söyleyemeyeceğim:)




Eğer sizin de oturduğunuz yere yakın kurulan semt pazarları veya köy pazarları varsa, özellikle bunlardan alıp denemenizi öneririm. 



Tatlımızı dilediğimiz gibi süsleyerek ve tatlandırarak tüketebiliriz. 
Söylemeye ve göstermeye gerek duymuyorum artık, herkesin damak tadına göre en şahane şekliyle sunum yapacağını düşünüyorum:)))

Afiyet Şeker Olsun...


9 Mart 2016 Çarşamba

DUYURUM VAR!!!





Merhabalar Değerli Blog Yazar Arkadaşlarım,

Sizlere belirtmek istediğim bir durum var. Şu sıra Google + 'da bir sıkıntı yaşıyorum maalesef:((( 
Bu sıkıntı bana bir hayli olumsuz şekilde yansıyor. Hem sizleri takip etmem, hem de benim takip edilmem biraz sıkıntıya düştü ne yazık ki...

Bu sebeple, bana destek vermek isteyen, paylaşımlarımı görmek isteyen, sayfama katılmak isteyen tüm dostları direkt bloğuma beklerim:))) 

Sizlerle aramızda aracı olacak Google + sayfasını kullanamıyorum şuan bilginiz olsun istedim, boşlamış değilim sizleri:)))


GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...




MİM: BENİM BABANNE ŞEHRİM ANTALYA:)))




Merhabalar,

Öncelikle, değerli blog arkadaşım Cafe Tigris, "Sizin Şehriniz" başlığı ile oluşturduğu yepyeni etkinliğinde beni de mimlemiş olduğu için kendisine çok çok teşekkür ediyorum. 




Ben 1987 yılında İstanbul'da doğdum, büyüdüm, burada yaşıyor ve çalışıyorum. Aslında tam bir İstanbul'lu gibi. Çok da severim her şeyine rağmen...

Başlığımda "BABANNE Şehrim" dedim:) çünkü Babam da Annem de ANTALYA'lıdır, yani benim memleketim orası ve köyüm de orada tabi, bir köyüm olduğu için çok şanslı hissettiğimi de söylemeden geçmeyeyim.

İstanbul'da yaşayanların ya da bu harika şehri ziyaret eden yerli yabancı çoğu kişinin ilgilerinden ötürü İstanbul'u gayet iyi tanıdığını düşünüyorum ben. Bu sebeple, Memleketim olan Antalya'dan bahsetmek istiyorum, hem bunun sizler için de daha keyifli olabileceğini hissettim:)

Umarım Memleketimin güzelliklerinden bir parça da olsa sizlere yansıtabilir ve hoş bir zaman geçirmenizi sağlayabilirim. Başlayalım o halde...


ANTALYA YOLCUSU KALMASIN!

Öncelikle, Köyümüz Antalya'nın Akseki ilçesine bağlı Süleymaniye Köyüdür. Kışın sadece sayılı hanede yaşlı kesimin kaldığı, yaz aylarında ise genç neslin izin hakkını kullanmak üzere gelerek nüfus patlaması yaşattığı "Tatil Köyümüz" diyebiliriz:)))
Merkeze 2 saat mesafede, Antalya'nın o sıcak havasından çok farklı bir iklime sahip sevimli bir köy. Gündüz saatlerinde dışarıda kalamayacak kadar yakıcı ve delici bir güneş olmasına rağmen, gölgeye geçtiğiniz anda her şey biter ve serinlersiniz, en güzeli de nem yok. Güneş batmaya başladığı anda kuvvetli bir serinlik yerini alır ve yaz aylarında bile geceleri buz gibidir, yorgansız uyuduğum tek bir yaz hatırlamıyorum.
Torosların etkisi işte...

Hele bir de yaylamız var ki, buranın keyfini ancak yaşamak gerek. Çeşmelerden akan sular buz gibidir, deneme yaparız kendi aramızda elini en uzun süre kim suya tutabilecek diye, sadece dakika içinde pes edersiniz!!! Sabah erkenden zorla uyandırıyor insanı, buranın tertemiz çam kokulu havası. Akşam saatleri ise ayrı bir keyiftir, yaylalarda ateşler yakılır ve ateş başında çaylar, sohbetler, gece sefaları...


SABAH UYANIP BALKONDAN BAKINCA GÖRDÜĞÜM İLK MANZARA...
TOROS DAĞLARINDAN SADECE KÜÇÜK BİR KESİT BU...

 

AHU DUDU VE BÖĞÜRTLENLER OLGUNLAŞMA DÖNEMİNDE...
VEEEEEE
ERDİĞİNDE ELLERİMLE TOPLADIM:)))

                     

   ASMADA BAL GİBİ ÜZÜMLER...


     

YEŞİLİ, KIRMIZISI VE AL AL OLMUŞ EN DOĞAL HALLERİYLE BAHÇE DOMATESİ...
AYVA SEVMEYENLERİ BİLE KENDİNE BAĞLAYAN, BAMBAŞKA LEZZETİ İLE,  
EKMEK AYVASI...



BUNA ŞAHİT OLDUĞUM İÇİN NE KADAR ŞANSLIYIM...
YENİ DOĞMUŞ YAVRUSUNA O HALDE BİLE TÜM İLGİSİNİ VERİYOR, O DA BİR ANNE:)))


 KÖY SÜTÜNDEN MAYALANAN EV YAPIMI YOĞURT


KÖYDE SABAH ERKENDEN MEYDANA ÇIKAN MANTARLARI ÖNCE BİZ TOPLAYALIM...
SABAH 6'DA KALKIP KEŞFE ÇIKARSANIZ BEN GİBİ OLUYOR, BULUNUYOR:)))



Havasından Suyundan Toprağından bahsettik, şimdi de Yöresel Tatlara geçelim biraz...


SAÇTA EKMEK/ YUFKA EKMEK /BÜKME
Herkes biliyordur artık:) Saçta yufka ekmek yapılır bizim oralarda da, yufkalar gevrek halde yığılır ve yemeklerde ve kahvaltıda tüketmek üzere bırakılır. Tüketmeden önce de ıslatarak katlanır ve hafif yumuşak hale gelmesi için beklenir. Bunun yanında tabi saçta neler olmaz ki, bazlamalar, bükmeler, yağlı kıvrıklar,...
Ateş yanmışken yapılan lezzetler de meşhurdur bizde. Hemen ateşin közüne patatesler gömülür, mısırlar yerleştirilir, közde demlenmiş çay keyfi de olmazsa olmaz:)))


SAÇTA EKMEKLER, YUFKALAR, BAZLAMALAR, GÖZLEMELER...







HOLUSKA meşhurdur bizim oralarda. Arasına "Keş" dediğimiz özel peynir karışımından koyup, yarım yarım kapatarak, suda haşlanan küçük hamurlar tabağa alınır ve üzerine damak tadına göre toz şeker serpilerek tüketilir. Bu mutlaka denenmesi gereken şahane bir lezzettir.

KABUKLU FASULYE adeta şifalı bir yemek olarak bilinir. Küçük parçalar halinde doğranan içli fasulyeler kurutularak hazır halde muhafaza edilir. Kışın da normal bir yemek pişirme yöntemiyle sofraları süsler, tadı taze fasulyeden çok farklı, barbunya tadında ve kıvamında harika bir şeydir.



EŞKİ TARHANA en önemli yöresel yemeklerimizden bir çorbadır aslında ama içerisinde tam anlamıyla yok yok, bu sebeple ana yemek gibidir, hatta eğer bbu çorba yapıldıysa yanında hiç bir şey yenmez bizde:) Etinden tutun pancarına kadar, bu da ilaçtır:) Özellikle kış aylarında bol acılı halde bu çorbayı tüketmek yeter insana, hiç ilaç kullanmadan koca kışı atlatırsınız:)
İçerisinde; et, özellikle kemikli et, nohut, fasulye, buğday, pancar, soğan, sarımsak, kurutulmuş erik pestili (eşki denmesinin sebebi budur), bol baharat,... özel bir hazırlanışı ve emeği olduğu da anlaşılıyor sanırım:)
Bu çorbanın en büyük özelliği, bol bol kullanılan erik pestilinden gelen o tatlımsı ekşi tadının olmasıdır.

ÇİRİŞ OTU, YEMLİK, EBE GÜMECİ
Köylerde bir dünya ot çeşidi vardır elbet, çiriş otu, yemlik, ebe gümeci de bizim yörede bol bulunanlardan birkaçı sadece... Kavurmasından böreğine ve salatasına kadar çok güzel tarifleri yapılır.

DÜĞÜN ÇORBASI
Bu çorba köylerde düğün olduğu zaman, kazan kazan kaynatılır ve hep birlikte yenir. Sütlü, nohutlu ve buğdaylı yumuşacık bir çorbadır.

BUĞDAY HAŞLAMA
Buğday çok farklı yerlerde kullanılır bizde...
Diş Buğdayları yapılır bebek diş çıkarınca,
Haşlanarak kuru yemişlerle birlikte atıştırmalık olarak büyük bir keyifle ailece tüketilir,
Salataları yapılır zeytinyağlı,
Çorbası da harikadır sütlü sütlü,




Gezilecek bir çok tarihi yeri de vardır, kaleler, surlar, tarihi eski yapılar, mağaralar...
Köyümüz mağaraları ile ünlüdür özellikle, hatta her ev yaptırmaya kalkan önce arsanın altında mağara ile karşılaşır:)

Size sadece ilk aklıma gelen, en büyük ve en harika mağaralarından birini anlatayım kısaca...

TINAZ TEPE MAĞARASI
Antalya'nın Akseki ilçesinde bulunan bu mağara dünyanın harikalarından biri resmen, gerçekten tarifsiz bir yer, her yıl sayısız yerli ve yabancı turistin ziyaret akınına uğrayan bir mağaradır. Google'da araştırıp görebilirsiniz hatta. Mutlaka yolunuz düşerse bir gün, burayı gezmenizi tevsiye ediyorum.
Burada uzun bir yolculuk sizi bekler:) Mağara başından en sonuna kadar gidebilirseniz eğer ki bunu kesinlikle öneririm, 2 km'e yakın. İçerisinde sensörlü ışıklandırma sistemi var. Gezmek için oldukça rahat ve uygun şartlar sağlanmış. İçeride en dikkat çeken şeyler taşların yapıları, sarkıtlar, dikitler, sular,....
Mağaranın sonu ise film gibi, sona varabilen herkesi tam bir sürpriz bekliyor, inanılmaz bir uçurum... Biz gittiğimizde annem yolun yarısında geri dönmüştü:)) annem kapalı ortamlarda çok rahat edemez çünkü.
Bir de hatırlatma yapayım, ağustos ayında gitmiş olsanız da dışarıda 38 derece sıcaklık varken, içerisi bir derin dondurucu etkisindedir. Kesinlikle ceket hatta mont alın yanınıza, kemiklere kadar donabilirsiniz:)))



Galiba ben biraz fazla uzattım:( ama dönüp bir okudum da anlatmadığım o kadar çok şey var ki:)
Şimdilik bu kadar diyelim, beni çenesi düşük sıkıcı biri olarak anmanızı istemem:)))

Başkadır "Köy Hayatı" çok başka:))) 
Ama şehirde yaşamaktan da şikayetçi olduğumu söyleyemem kesinlikle. 
Ne büyük şans ki hem şehirde yaşıyorum, hem de sağlıklı olduğum sürece ziyaret edip bütün güzelliklerinden faydalanabildiğim bir köyüm var...

Geçmişimize Sahip Çıkalım ve Değerlerimizi Koruyalım:)

SEVGİLER...