9 Mart 2016 Çarşamba

DUYURUM VAR!!!





Merhabalar Değerli Blog Yazar Arkadaşlarım,

Sizlere belirtmek istediğim bir durum var. Şu sıra Google + 'da bir sıkıntı yaşıyorum maalesef:((( 
Bu sıkıntı bana bir hayli olumsuz şekilde yansıyor. Hem sizleri takip etmem, hem de benim takip edilmem biraz sıkıntıya düştü ne yazık ki...

Bu sebeple, bana destek vermek isteyen, paylaşımlarımı görmek isteyen, sayfama katılmak isteyen tüm dostları direkt bloğuma beklerim:))) 

Sizlerle aramızda aracı olacak Google + sayfasını kullanamıyorum şuan bilginiz olsun istedim, boşlamış değilim sizleri:)))


GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...




MİM: BENİM BABANNE ŞEHRİM ANTALYA:)))




Merhabalar,

Öncelikle, değerli blog arkadaşım Cafe Tigris, "Sizin Şehriniz" başlığı ile oluşturduğu yepyeni etkinliğinde beni de mimlemiş olduğu için kendisine çok çok teşekkür ediyorum. 




Ben 1987 yılında İstanbul'da doğdum, büyüdüm, burada yaşıyor ve çalışıyorum. Aslında tam bir İstanbul'lu gibi. Çok da severim her şeyine rağmen...

Başlığımda "BABANNE Şehrim" dedim:) çünkü Babam da Annem de ANTALYA'lıdır, yani benim memleketim orası ve köyüm de orada tabi, bir köyüm olduğu için çok şanslı hissettiğimi de söylemeden geçmeyeyim.

İstanbul'da yaşayanların ya da bu harika şehri ziyaret eden yerli yabancı çoğu kişinin ilgilerinden ötürü İstanbul'u gayet iyi tanıdığını düşünüyorum ben. Bu sebeple, Memleketim olan Antalya'dan bahsetmek istiyorum, hem bunun sizler için de daha keyifli olabileceğini hissettim:)

Umarım Memleketimin güzelliklerinden bir parça da olsa sizlere yansıtabilir ve hoş bir zaman geçirmenizi sağlayabilirim. Başlayalım o halde...


ANTALYA YOLCUSU KALMASIN!

Öncelikle, Köyümüz Antalya'nın Akseki ilçesine bağlı Süleymaniye Köyüdür. Kışın sadece sayılı hanede yaşlı kesimin kaldığı, yaz aylarında ise genç neslin izin hakkını kullanmak üzere gelerek nüfus patlaması yaşattığı "Tatil Köyümüz" diyebiliriz:)))
Merkeze 2 saat mesafede, Antalya'nın o sıcak havasından çok farklı bir iklime sahip sevimli bir köy. Gündüz saatlerinde dışarıda kalamayacak kadar yakıcı ve delici bir güneş olmasına rağmen, gölgeye geçtiğiniz anda her şey biter ve serinlersiniz, en güzeli de nem yok. Güneş batmaya başladığı anda kuvvetli bir serinlik yerini alır ve yaz aylarında bile geceleri buz gibidir, yorgansız uyuduğum tek bir yaz hatırlamıyorum.
Torosların etkisi işte...

Hele bir de yaylamız var ki, buranın keyfini ancak yaşamak gerek. Çeşmelerden akan sular buz gibidir, deneme yaparız kendi aramızda elini en uzun süre kim suya tutabilecek diye, sadece dakika içinde pes edersiniz!!! Sabah erkenden zorla uyandırıyor insanı, buranın tertemiz çam kokulu havası. Akşam saatleri ise ayrı bir keyiftir, yaylalarda ateşler yakılır ve ateş başında çaylar, sohbetler, gece sefaları...


SABAH UYANIP BALKONDAN BAKINCA GÖRDÜĞÜM İLK MANZARA...
TOROS DAĞLARINDAN SADECE KÜÇÜK BİR KESİT BU...

 

AHU DUDU VE BÖĞÜRTLENLER OLGUNLAŞMA DÖNEMİNDE...
VEEEEEE
ERDİĞİNDE ELLERİMLE TOPLADIM:)))

                     

   ASMADA BAL GİBİ ÜZÜMLER...


     

YEŞİLİ, KIRMIZISI VE AL AL OLMUŞ EN DOĞAL HALLERİYLE BAHÇE DOMATESİ...
AYVA SEVMEYENLERİ BİLE KENDİNE BAĞLAYAN, BAMBAŞKA LEZZETİ İLE,  
EKMEK AYVASI...



BUNA ŞAHİT OLDUĞUM İÇİN NE KADAR ŞANSLIYIM...
YENİ DOĞMUŞ YAVRUSUNA O HALDE BİLE TÜM İLGİSİNİ VERİYOR, O DA BİR ANNE:)))


 KÖY SÜTÜNDEN MAYALANAN EV YAPIMI YOĞURT


KÖYDE SABAH ERKENDEN MEYDANA ÇIKAN MANTARLARI ÖNCE BİZ TOPLAYALIM...
SABAH 6'DA KALKIP KEŞFE ÇIKARSANIZ BEN GİBİ OLUYOR, BULUNUYOR:)))



Havasından Suyundan Toprağından bahsettik, şimdi de Yöresel Tatlara geçelim biraz...


SAÇTA EKMEK/ YUFKA EKMEK /BÜKME
Herkes biliyordur artık:) Saçta yufka ekmek yapılır bizim oralarda da, yufkalar gevrek halde yığılır ve yemeklerde ve kahvaltıda tüketmek üzere bırakılır. Tüketmeden önce de ıslatarak katlanır ve hafif yumuşak hale gelmesi için beklenir. Bunun yanında tabi saçta neler olmaz ki, bazlamalar, bükmeler, yağlı kıvrıklar,...
Ateş yanmışken yapılan lezzetler de meşhurdur bizde. Hemen ateşin közüne patatesler gömülür, mısırlar yerleştirilir, közde demlenmiş çay keyfi de olmazsa olmaz:)))


SAÇTA EKMEKLER, YUFKALAR, BAZLAMALAR, GÖZLEMELER...







HOLUSKA meşhurdur bizim oralarda. Arasına "Keş" dediğimiz özel peynir karışımından koyup, yarım yarım kapatarak, suda haşlanan küçük hamurlar tabağa alınır ve üzerine damak tadına göre toz şeker serpilerek tüketilir. Bu mutlaka denenmesi gereken şahane bir lezzettir.

KABUKLU FASULYE adeta şifalı bir yemek olarak bilinir. Küçük parçalar halinde doğranan içli fasulyeler kurutularak hazır halde muhafaza edilir. Kışın da normal bir yemek pişirme yöntemiyle sofraları süsler, tadı taze fasulyeden çok farklı, barbunya tadında ve kıvamında harika bir şeydir.



EŞKİ TARHANA en önemli yöresel yemeklerimizden bir çorbadır aslında ama içerisinde tam anlamıyla yok yok, bu sebeple ana yemek gibidir, hatta eğer bbu çorba yapıldıysa yanında hiç bir şey yenmez bizde:) Etinden tutun pancarına kadar, bu da ilaçtır:) Özellikle kış aylarında bol acılı halde bu çorbayı tüketmek yeter insana, hiç ilaç kullanmadan koca kışı atlatırsınız:)
İçerisinde; et, özellikle kemikli et, nohut, fasulye, buğday, pancar, soğan, sarımsak, kurutulmuş erik pestili (eşki denmesinin sebebi budur), bol baharat,... özel bir hazırlanışı ve emeği olduğu da anlaşılıyor sanırım:)
Bu çorbanın en büyük özelliği, bol bol kullanılan erik pestilinden gelen o tatlımsı ekşi tadının olmasıdır.

ÇİRİŞ OTU, YEMLİK, EBE GÜMECİ
Köylerde bir dünya ot çeşidi vardır elbet, çiriş otu, yemlik, ebe gümeci de bizim yörede bol bulunanlardan birkaçı sadece... Kavurmasından böreğine ve salatasına kadar çok güzel tarifleri yapılır.

DÜĞÜN ÇORBASI
Bu çorba köylerde düğün olduğu zaman, kazan kazan kaynatılır ve hep birlikte yenir. Sütlü, nohutlu ve buğdaylı yumuşacık bir çorbadır.

BUĞDAY HAŞLAMA
Buğday çok farklı yerlerde kullanılır bizde...
Diş Buğdayları yapılır bebek diş çıkarınca,
Haşlanarak kuru yemişlerle birlikte atıştırmalık olarak büyük bir keyifle ailece tüketilir,
Salataları yapılır zeytinyağlı,
Çorbası da harikadır sütlü sütlü,




Gezilecek bir çok tarihi yeri de vardır, kaleler, surlar, tarihi eski yapılar, mağaralar...
Köyümüz mağaraları ile ünlüdür özellikle, hatta her ev yaptırmaya kalkan önce arsanın altında mağara ile karşılaşır:)

Size sadece ilk aklıma gelen, en büyük ve en harika mağaralarından birini anlatayım kısaca...

TINAZ TEPE MAĞARASI
Antalya'nın Akseki ilçesinde bulunan bu mağara dünyanın harikalarından biri resmen, gerçekten tarifsiz bir yer, her yıl sayısız yerli ve yabancı turistin ziyaret akınına uğrayan bir mağaradır. Google'da araştırıp görebilirsiniz hatta. Mutlaka yolunuz düşerse bir gün, burayı gezmenizi tevsiye ediyorum.
Burada uzun bir yolculuk sizi bekler:) Mağara başından en sonuna kadar gidebilirseniz eğer ki bunu kesinlikle öneririm, 2 km'e yakın. İçerisinde sensörlü ışıklandırma sistemi var. Gezmek için oldukça rahat ve uygun şartlar sağlanmış. İçeride en dikkat çeken şeyler taşların yapıları, sarkıtlar, dikitler, sular,....
Mağaranın sonu ise film gibi, sona varabilen herkesi tam bir sürpriz bekliyor, inanılmaz bir uçurum... Biz gittiğimizde annem yolun yarısında geri dönmüştü:)) annem kapalı ortamlarda çok rahat edemez çünkü.
Bir de hatırlatma yapayım, ağustos ayında gitmiş olsanız da dışarıda 38 derece sıcaklık varken, içerisi bir derin dondurucu etkisindedir. Kesinlikle ceket hatta mont alın yanınıza, kemiklere kadar donabilirsiniz:)))



Galiba ben biraz fazla uzattım:( ama dönüp bir okudum da anlatmadığım o kadar çok şey var ki:)
Şimdilik bu kadar diyelim, beni çenesi düşük sıkıcı biri olarak anmanızı istemem:)))

Başkadır "Köy Hayatı" çok başka:))) 
Ama şehirde yaşamaktan da şikayetçi olduğumu söyleyemem kesinlikle. 
Ne büyük şans ki hem şehirde yaşıyorum, hem de sağlıklı olduğum sürece ziyaret edip bütün güzelliklerinden faydalanabildiğim bir köyüm var...

Geçmişimize Sahip Çıkalım ve Değerlerimizi Koruyalım:)

SEVGİLER...