27 Mart 2016 Pazar

DÖNÜŞÜM ... SİZE KAR HAVASI GETİRDİM:)))



Merhabalar,

Geçenlerde size bahsettiğim ve bunun üzerine beni güzel güzel dileklerle uğurladığınız iş gezimiz "Bolu Abant Sempozyumu" dönüşümde sizlerleyim:)
Kısaca her şey harikaydı..

Sizlere Bolu' dan soğuk ve karlı ama aynı zamanda içleri de ısıtan görüntülerle geldim...


Kısacık bahsetmek de isterim:)))
Bu arada, derler ya yediğin senin olsun, gezdiğin gördüğün yerleri güzellikleri anlat diye ben bunu seviyorum.
Ne yediğim içtiğim değil de, gördüklerim daha değerli geldi bana bu gezimde inanın:) Tabi ki yemek içmek apayrı bir keyif ve olmazsa olmaz hiç şüphesiz:)))
Size de içinizi açacak, belki biraz hoş hissettirecek şeylerden minicik bahsetmek istiyorum ben sadece...

İlk gün normal yağmurlu bir gün karşıladı bizi Bolu'da...
Fazlaca kalabalık bir grupla katıldık bu geziye, iki otobüs ve küçük araçlar şeklinde... Yolda yaşanan keyifli ve sevimli anlar oluyor tabi tahmin edebileceğiniz gibi. Bir bayan mola yerinde unutulmuş mesela:)))))) Allahtan sıkıntı erkenden çözüldü:)

Neyse yoğun ama keyifli bir günün sonunda gece odama çıktım ve tatlı yorgunluktan sanırım anında mışıl mışıl uykuya dalmışım. Sabah 6 gibi uyandım ama biraz da yatakta oyalanmak istedim, ahhh keşke daha evvel baksaymışım pencereden dışarı:))) perdeyi açtım ve büyük sürprizle karşılaştım, şaka gibi her yer bembeyaz, bunun beni ne hale getirdiğini tahmin edin lütfen.
Odamın penceresinden ilk çektiğim resimler...


Öncelikle şu gerçek ki, ben serin, soğuk hava ve kar seviyorum, "Kış Bebeği" olduğumdan sanırım annem hep, 1987 yılının şubat ayı fena karlıydı der:)))
Tabi bu tabloyu gören ben, içime bir motor yerleştirdim adeta ve hızla dışarı attım kendimi (hazırlanmam dakika sürdü:))))
Sabah erkenden kalkıp kahvaltıdan önce yarım saatlik bir yürüyüş bana ödül gibiydi...
Sabahın o saatinde benim dışımda sadece iki kişi ve bir sürü hayvan dostlar, köpekler vardı:)))



Yürüyüş sonu Abant Gölü'ne indim ve görünebildiği kadar gölü ve manzarayı seyrettim doya doya...









Anı olarak da bir resmim olsun değil mi ama:)))





Dönüşte kızarmış burun ve yanaklara sahip beni:) sıcacık taze demlenmiş çay ve harika bir kahvaltı bekliyordu tabi:) kahvaltıdan sonra da artık olmazsa olmaz İŞİM...
İşte böyle hayat, insanoğlu kuş misali değil mi? Bugün de İstanbul'da evimdeyim:)
Bir sonraki gezi şehrimi merakla bekliyorum:) Belli mi olur belki sizin şehrinize uğrarım günün birinde...

SEVGİLER...